Yediler'in Efsanesi Üç Kapı - Korhan Cankur || Kitap Yorumu

01:53:00 dragon's bookshelf 0 Comments Category : , , , ,

Yediler’in Efsanesi Üç Kapı
Yazar: Korhan Cankur
Yayınevi: Minval Yayınları
Sayfa Sayısı: 430
Puan::jsenn::jsenn::jsenn::jsenn:.5

Arka Kapak;
Firavun Büyücüleri'nin Musa Peygamber karşısındaki hezimetini kendileri için fırsat gören bir kavim, büyücülerin yerini alarak nüfuz kazanmak üzere kadim büyü ilimlerinin peşine düşmüştür. Nihayet amaçlarına ulaşırlar ve yazıtlarda Baal diye anılan kişinin önderliğinde, Yahuda Kralı Josafat döneminde ortaya çıkarak doğaüstü büyü güçleri ile insanlığa korku salarlar. Kral Josafat bu grubu yakalatır, ancak ortadan kaldırmak yerine bir mağaraya kapattırır. Yaptıklarından vazgeçmeleri ve kendisine itaat etmeleri için düşünme süresi tanır. Süre sona erince mağaraya girer, ancak mağarada büyücüleri bulamaz. Doğabilecek tehlikenin ne denli büyük olduğunun farkına varan Josafat, eski yazıtlarda dört tam ve üç yarımdan tam olarak bahsedilen yedi kişilik bir elçi grubunu büyücülerin peşinden göndererek yüzeye çıkmalarına ikna etmek için görevlendirir. Ancak yedi kişiden geriye dönen olmaz. Kral Josafat mağaranın taş kapısını içerdekilerin üzerine mühürler ve yüzüğünü bu mührün anahtarı yaparak koruması için kendisine bağlı El-Taba soyuna emanet eder. Lanet gereğince mühürlenen mağaranın kapısını ve kendisinden sonra yapılması muhtemel diğer kapıları El-Taba mensuplarından başka kimse açamayacaktır. Dünya, içinde saklanan kötülükten habersiz uzun bir bekleyişe geçmiştir.

Olayın üzerinden asırlar geçer. Kral Josafat döneminden bugüne varlığını sürdürmeyi ve Birleşmiş Milletler bünyesinde işlevi gizli bir teşkilat haline gelmeyi başarmış olan Koruyucu Kavim, teşkilatın birinci adamı konumundaki Darius Bratt'in önderliğinde varoluş amacını sorgulamaya başlamıştır.

Değerlendirme;
Selam olsun size sevgili okuyucularım. Bir süredir ortalarda yoktum, beni ele geçiren okuyamama hastalığı –bilinen adı ile şu lanet Reading Slump- sebebi ile yaklaşık üç dört aydır adam akıllı kitap okuyamıyordum. Tabii bunlardan uzunca bahsedeceğim bir yazı gelecek ama şimdilik bu durumun geçmesi için çabaladığımı ve geri döndüğümü sizlere söyleyebilirim. Bir yığın yazı fikri ile döndüm hemde sizlere. Bugün yorumlayacağım kitabımız ise Türk bir yazarın kaleminden çıkmış fantastik bir kurgu. Aylar önce yazarımız Korhan Cankur bana ulaşmıştı ve kitabı imzalı olarak göndermek istemişti. Bende Türk bir yazarın fantastik kitabını okumaktan heyecan duyacağımdan hevesle kabul etmiştim bunu. Bir süre boyunca kitabı okumayı denemekten elimde sürünmesine içim el vermedi ve bıraktım. Sonunda yeniden başlama fırsatım oldu ve gerçekten bitirdim kitabımızı. Öncelikle yazarımız Korhan Cankur’a çok teşekkür ederim, bana gerçekten güzel bir kitap okuma fırsatı sundu kendisi. Sonraki kitaplarını hevesle bekliyorum, çünkü gerçekten harika bir kitap okudum.

Her şeyden önce kapağından söze girelim. Bu tarz geniş bir fantastik kitaba yakışacak sade ve belirsiz bir kapak oluşu benim aklıma yattı. Çok büyük bir fanatiği olmadım kapağın ama içeriği ile uyumlu görünüyor. İçime sindi diyebilirim ve kurguyu gerçekten çok sevdiğim için kapağa pek kafa patlatmadım demek durumundayım, içeriğinin beni gerçekten etkilediği kitaplardan biri oldu Yediler’in Efsanesi. 
Kurgumuza geçmeden önce kitap hakkındaki ufak tefek görüşlerime değinmek istiyorum. Ülkemizde yerli yazarların kalemine karşı oluşmuş büyük bir ön yargı var. Özellikle fantastik kalemlere karşı edinilmiş çirkin bir önyargı. Utanarak belirtmeliyim ki bir kaç sene öncesine kadar bende tıpkı böyle düşünüyordum, keza benim de kendimce yazdığım düşünülecek olursa bu zihnimde barındırdığım ön yargı çok saçma bir şeydi. Nitekim benim için bu önyargı zamanla yerini gerçekten güzel yazıldığına inandığım Türk fantastik kitaplar görme isteğine bıraktı. Birkaç tane böyle güzel fantastik kitap okudum ve size belirtmeliyim ki sadece değer görmüyor birçok kitap. Örneğin bu kadar beğendiğim bir kitabın neredeyse hiçbir blogger tarafından değerlendirilmemiş olması beni şaşırttı. Belki de kitabı ben de göremeyecektim yazarı ile iletişime geçip tanımış olmasaydım. Buna minnettarım elbette, oldukça mutlu olduğum okumalardan biriydi benim için. Demem o ki, beni gerçekten tatmin eden bir kitap serisine başlamış oldum. Diliyorum aynı şekilde devam edecek bu hikâye çünkü beni çok ama çok deli eden bir şekilde bitti.  

Şimdi size biraz konusundan bahsedeyim. Spoiler vererek okuma keyfinizi mahvetmek istemediğimden kısa tutacağım bu kısmı. Aslında arka kapak bize gerçekten hikâyenin ana taşlarını sunuyor. Kötü niyetli ve güce aç bir kavim, elde ettiği güçler ile insanların huzurunu tehdit etmeye başladığında Kral bu grubu yakalattırıyor ve onları düzelmeleri umudu ile bir mağaraya atıyor ancak geri döndüğünde grubu orada bulamıyor. O dönemden sonra da tam yedi kişiden oluşan bir grup –özel eğitim almış çocuklar olduğunu belirtmek durumundayım- mağaraya giriyor ve asırlar önce yapılmış koruma büyülerinin ötesine geçerek kendilerini karanlığa bırakıyorlar. Bunu karanlığa bırakıyorlar diyerek değerlendirmek istiyorum çünkü çocuklara yapılan, yaptırılan her şey içimi kararttı. Onların böyle büyük bir tehlikeye atılmasından bahsetmiyorum, o mağaraya düşmanların kucağına atılmalarından bahsediyorum. Pek derine inerek spoiler vermek istemiyorum ancak kitap boyunca karakterlere sürekli uyarı verme ihtiyacı hissettim çünkü gelecek şeyin huzursuzluğunu hissedebiliyorsunuz okurken.
Dinamiğin düşmeden ilerlediği bir kitaptı başları biraz durgun olsa da. Karakterleri tanımaya verilmiş güzel bir giriş kısmı vardı ancak onların değişimini kitap boyunca okumaya devam ettiğimize inanıyorum. Tüm karakterler arasında favorilerim Florina ve Atilla oldu. İkisi de çok zeki ve pratik karakterlerdi. Elbette her karakter öncelikliydi ve zengin bir karakter ağı vardı ancak yetişkinlere çok fazla dokunulmamıştı. Ara sıra denk geliyor olsak da genellikle onların aldığı kararların ve yaptıkları seçimlerin çocukların macerasındaki etkilerini görüyorduk. Kitap hakkında keşke olsa dediğim şeylerden biri biraz daha politikaydı. Biraz daha o koşuşturmadan uzaklaşıp Orhan, Darius ve teşkilatın ilerleyişini görmek güzel olabilirdi. Hiç görmüyor değiliz bunu da belirteyim, örneğin hayati bir toplantı ve belirli karakterler arasındaki diyaloglar bulunuyor ancak biraz daha fazlasını istemiş olduğumu belirtmem gerek.
Kitabın ikinci keşke farklı olsaydı dediğim kısmı ise geçmiş kurgusu oldu. Gerçekten oturmuş bir hikâye olsa da ben geçmişten parçalar ve konuşmalar okusak kusursuz olabilirdi. Biraz daha ayrıntı olsaydı kitabın son yüz sayfasına daha az soru işareti kalırdı gibi hissediyorum. Belki durumu daha erken kavrasaydık kimi sevip kimden nefret edeceğimize de karar verirdik... Evet. Tamamen yanlış bir insana sempati besledim ilk iki yüz sayfa boyunca. Sonra kitabı fırlatma isteğimi bastırmak durumunda kaldım zaman zaman.

Yorumum bitmeden yazarın üslubundan da bahsetmek istiyorum.  Ben gerçekten okurken çok zevk aldım. Bunu sık sık belirtmiş olduğumu biliyorum ancak sebebi birazcık da gururlanmış olmam. Şu önyargıyı yıkabilecek şeylere sahip olmak ve onları kitaplığımda barındırmak beni mutlu ediyor. Kitabı ikinci sefer elime aldığımda hızlı bir şekilde okudum. Yazarın kaleminde sevmediğim tek bir şey yoktu. Her şey öyle tadında ve güzeldi ki kurguya odaklanarak kitabı hızlıca bitirebildim diyebilirim. Sıkmayan, tekrar eden şeyleri olmayan akıcı ve gerçekten size kendini okutturan bir kalemdi.
Kesinlikle şans vermenizi istediğim kitaplardan biri oldu Yediler’in Efsanesi. Bilmiyorum, gizemli ve yoğun karakterli kurgulardan zevk alan herhangi bir okuyucunun seveceğine eminim aslında. Sadece fantastik okuru olmanız gerekmiyor.
Mutlaka okuyun, bir değişiklik her zaman iyidir sonuçta değil mi?

Sizleri seviyorum, iyi okumalar!
ü niyetli ve güce aç bir kavim, elde ettiği güçler ile insanların huzurunu tehdit etmeye başladığında Kral bu grubu yakalattır

RELATED POSTS

0 yorum