Armageddon - Eduardo Spohr || Kitap Yorumu

08:37:00 dragon's bookshelf 0 Comments Category : , , , , ,

Armageddon
Orijinal Adı: A Batalha Do Apocalipse
Yazar: Eduardo Spohr
Yayınevi: Pegasus
Çevirmen: Atilla Dirim
Sayfa Sayısı: 704
Puan::jsenn::jsenn::jsenn::jsenn:

Arka Kapak;
Yıllar yıllar önce, gökyüzündeki yıldızların sayısı kadar çok uzun bir zaman evvel cennetin krallığında büyük bir isyan patlak verir. Adaletin ve özgürlüğün savunucusu bir grup melek, güçlü başmeleklerin tiranlığına karşı ayaklanır ve kendilerini ezen bu gaddar düzene savaş açar. Ancak başmelekler isyanı bastırır ve asiler de cennetten kovularak Kıyamet Günü gelene kadar ölümlüler arasında yaşamak üzere yeryüzüne sürgün edilirler. Ama orada da güvende değillerdir. Kara kanatlı bir melek onları takip etmekte ve hepsini tek tek avlamaktadır. 
Ama bin yıllar sonra kıyamet alametleri birbiri ardına ortaya çıkmaya başlar: Uykudan uyanma vakti gelmiştir; Mahşer Günü yaklaşmaktadır. Karanlık Melek Lucifer, tüm asilerin gökyüzünden kovulmasından sonra geriye kalan tek meleği, isyankârların lideri Ablon'u görüşmeye davet eder ve ondan cennet ile cehennemin son mücadelesinde, Armageddon Savaşı'nda kendisiyle birlikte savaşmasını ister. Bu savaş sadece dünyanın değil, evrenin de kaderini belirleyecektir. 
Babil'in harabelerinden Roma İmparatorluğu'nun en görkemli günlerine; Çin'in ucu bucağı görünmeyen ovalarından Ortaçağ İngilteresi'nin şatolarına kadar birçok yeri kendine mesken seçen Armageddon, sizi sadece insanlık tarihinde bir yolculuğa çıkarmıyor, aynı zamanda bitene kadar elinizden bırakamayacağınız destansı bir hikâye anlatıyor. Büyü, aşk, gerilim ve kahramanca çarpışmalarla dolu bir macera...

Değerlendirme;
Selam! Ben geldim, yepyeni bir yorum ile geldim üstelik. Tur kitabımız olan Armageddon yorumu ile karşınızdayım sevgili okuyucularım. Oldukça kalın ve karmaşık olan bu kitaba nasıl yorum yazmam gerektiğinden emin değilim aslında. Neresinden başlasanız size bir şeyler anşatacak türden bir kitap çünkü Armageddon. Tabii ben size oturup kitabı anlatmak yerine hemen kapaktan başlayarak değerlendirmeme gireyim şimdi.

Bu tarz epik, hatta bayağı epik kitapların kapaklarından pek hoşlanmayan bir yapım var. Sadece kitapların kurgusu öyle bağımsız ve değişik oluyor ki herhangi bir insan yavrusunun çektiği fotoğraflar uygun olamayacak kadar basit kalıyor. Bu durumun sonucunda ise çoğunlukla çizimlere yöneliyor yazarlar. İşte aynen bu durum ile karşı karşıyayız Armageddon’un kapağında da. Koskoca evreni dirilten ve sonlandıran bir kitap için benim gözümde çok sönük kalmıştı. Mavisini, yazısını her şeyini sevdim ama beni o savaşın içine sokmasını isterdim. Azıcık spoiler olacak ama dünyanın her zamanına gidiyorsunuz bu kitapta. Evrenin yaratılışından, her şeyin bitişine kadar  bu tarz bir kurguya bir melek çizimi o kadar basit durmuş ki. İstenen epik duyguyu vermiş mi? Evet. Ama yeterli olmuş mu? Kitabı okuyan herkesin de bana katılacağı gibi kesinlikle hayır.
Birazcık bu kitap ile geçmişimi anlatayım ve hakkında ufak tefek bilgiler vereyim.
Bu sene Tüyap Kitap Fuarı’n da çalıştığımı beni bir yerlerden takip edenler kesinlikle biliyordur. Biliyorum bloguma hiç yazmadım ama kitabımızın yayıncısı Pegasus ile çalıştım ve bu sayede yazar ile bir sohbet fırsatı buldum. Zaten çıkacağını öğrendiğimden beri bu tarz bir kurgu okumamış olduğumdan alıp okumak aklımdaydı ancak Eduardo Spohr ile yaptığım o yarım saatlik konuşma... İşte o an bu kitaba bayılacağımı anladım. Kendisi her konuda iletişim kurabildiğiniz türden bir insandı anlayacağınız. Kitabın genel yapısından başlayan konuşmamız bir anda hayat deneyimlerinden, gidilecek ülkelerden, insanlıklardan ve farklı ideolojilerden bahseden bir sohbete dönüştü ve gerçekten çok zevk aldım kendisini dinlemekten de fikirlerimi belirtmekten de. Hatta standıma döndüğümde biraz over-fangirling dediğimiz ve Türkçe karşılığını hala bulamadığım duruma girdiğimi bile söylüyorum utanmadan. Elime aldığım an ne o yedi yüz sayfalık cüssesi beni korkuttu ne de sonunu biliyor olmam hevesimi kırdı, okumam uzun sürdü ama sonucunda gerçekten zevk alarak okudum. Üstelik kitabın hikâyesi de çok güzel. Eduardo – kedisine böyle seslenmemi rica etmesi de çok hoş bir davranıştı benim için, ama konumuz bu değil elbette- kitap bittiğinde beşten fazla yayınevine kitabını göndermiş ve hepsinden olumsuz cevap almış. Sonunda kitabı bir internet sitesinde çıkartmışlar ve kitap gerçekten Brezilya çevresinde ünlü olmaya başladığında ise kitabı reddeden yayıncılardan biri basmak istediğini belirtmiş ve anlaşma yapılmış. Kendisi emeğin ve sabırın bu tarz hayallerin gerçekleşmesinde en önemli şeyler olduğunu da bana konuşmamızda belirtmişti, bu benim kulağıma küpe oldu sonucunda.

Şimdi öncelikle size kitap hakkında belirtmem gereken birkaç önemli unsur var. İlki kesinlikle din algımızın bir kenara bırakılıp okunması gereken bir kitap olduğu. Hangi dine inandığınızın kesinlikle bir önemi yok, kesinlikle fantastik bir kitabı, içinde dini öğeler barındıran bir fantastik kitabı üstelik, bir şeyleri yargılayarak yamayacağımızı hepimiz biliyoruz. Çünkü Armageddon her dinde yer alan ve melek dediğimiz varlıkları burada birbirleri ile savaşan, insanlar ile savaşan, hırslı ve hisseden bireyler olarak betimlemiş bir eser diyebiliriz. Özellike Tanrı konusunda da kesinlikle farklı ideolojilerin dedikleri tek bir kurguda benimsenmiş bir şekilde. Bunlardan bağımsız bir göz olarak okunması çok önemli olan bir kitap kesinlikle.
İkinci olarak da bahsetmek istediğim şey her döneme şahit oluşumuz hakkında. Kitap boyunca sadece fantastik şeyler okumayacağınızı bilmeniz gerekiyor, evet belki iki meleğin cennette kılıçlanıp savaşması pek tarihi sayılmasa da o kadar ufak tarihi detaylarla dolu bir kitap ki okurken her şeyin sizi şoka sokmasına hazır olmanız gerekiyor. Çok fazla zaman geçişi, çok hızlı değişen karakterler var. Kötülerin hikâyeleri de, tavırları da sabit değil. Aynı şekilde “iyilerin” tavırları da oldukça değişken. Tabii bu karmaşanın içinde de olan insanlığa ve dünyaya oluyor bir açıdan.
Kurgunun neresinden versem size spoiler olacağından sadece bana hissettirdiklerinden bahsetmem çok daha doğru olacaktır. Okurken her şeyi gerçek gibiydi. Sanki yukarıda bir şeyler olması gerçekten olasıymış gibi. Bu hissi vermesi beni fazlasıyla şaşırttı çünkü beklediğim şey basit bir melek kurgusu olmasa da kesinlikle bu kadar derin bir evren kurgusu da değildi. Bu beni tam anlamıyla şaşırttı diyebilirim. Her yaşanan olayın, her detayın bir gerçekliğe dayanmış olması insanı etkiliyor. Ayrıca üstte belirttiğim fikirlerden bağımsız bir şekilde okuduğunuzda da bir şeyler merak etmenizi sağlıyor. Kitabı okurken dinlerde gerçekten olup olmadığını merak ettiğim olaylar oldu, kullanılmış denizaltının ismini merak ettim, yani okurken beni bir şeyler aramaya ve öğrenmeye itti. Buna çok sık denk gelmiyorum, sevmemin bir diğer sebebi de bu oldu.

Konuşulması gereken en önemli şeylerden biri aslında yazarın üslubu benim yorumumda çünkü tek üzerine değişiklik istediğim şey bu oldu. Kitabın ilk beş yüz sayfasını çok hızlı okudum, bu yazarın üslubu ile alakalıydı sanırsam. Son iki yüz sayfa dili o kadar ağırlaştı ki kitabı bitirme süremi uzatan şeylerden biri bu oldu. Nasıl bu kadar hızlı bir kalem değişikliğine şahit oldum pek emin değilim ama okumamı biraz zorlaştıran bir kalemi vardı. Üstelik o kadar bilgi bir aradayken bir de ağır kalem kafamda biraz karmaşaya yol açtı inkâr edemeyeveğim. Kötü bir hale mi sokmuştu? Elbette hayır. Ama okumam zorlaştı çünkü olaylar çok derinleşmeye başladı. Bu tarz kalın bir kitapta son iki yüz sayfada kurgu derinleşmesi de aslında azıcık daha yazılsa bin sayfaya rahatça yayılacak bir eser olduğunun belirtisi bir yerde.

Yine de bu bitişin zor olması dışında sonu ile beni kendine hayran ettiğinden inanılmaz zevk aldığım bir kitap oldu. Boyutunun gözünüzü korkutmamasını ve kesinlikle bir şans vermenizi öneriyorum, çünkü tarih ile harmanlanmış fantastiğin başka bir boyutunu görmenize oldukça yardımcı olabilecek bir kitap Armageddon.
Mutlaka öneririm, okuyun ve fikirlerinizi bana da söyleyin. Sizleri seviyorum, iyi okumalar!

RELATED POSTS

0 yorum