Bookstagram ☕

10:29:00 dragon's bookshelf 2 Comments Category : , , , ,

Merhaba millet!
Size uzun, çok dolu, çok kullanışlı bir yazı ile geldim bugün. Uzun zamandır üstünde düşündüğüm ve henüz vakit bulabildiğim bir yazı bu. Uzun olacağından ötürü, blogumdaki müziğin ya da kendi müziğinizin sesini açın, çay ya da kahve alın, bu zamana kadar Bookstagram hakkında ne öğrendiysem sizlere paylaşırken bana eşlik edin.
Hazırlamış olduğum sorular listesindeki her maddeye tek tek değineceğim, bunların hepsi bana sürekli olarak Instagram üzerinden sorulan şeyler. Eminim bu soruların sahiplerine de sadece bir şeyler öğrenmek isteyen birilerine de yardımcı olacaktır bu yazı. Benim hesabıma bakmak isterseniz, hemen buraya tıklayın ve okumadan önce küçücük bir göz gezdirin. @ejderinkutuphanesi.
Ben koca çenemle daha girişte sizi yormayayım, hemen konumuza giriş yapalım
.

Bookstagram nedir?
Artık herkesin bildiği bir şey olmasına rağmen bunu yine de açmak ve kendi görüşümde ne olduğunu belirtmek istiyorum. Bookstagram, sosyal fotoğraf paylaşma portalı olan Instagram üzerinde kitaplarla alakalı paylaşım yapan hesaplara verilen isim. Peki bookstagram hesapları tek çeşit mi?
Elbette hayır. Kimi bookstagram bir bloga sahip olduktan sonra fotoğraf çekmenin büyüsüne kapılmış oluyor –benim gibi-, kimi bir blogu olmadan kitap yorumlarını bile fotoğraflarla birlikte paylaşıyor. Bir kısmı ise sadece kitap fotoğrafları çekmekten hoşlandıkları için bu sosyal topluluğa katılmış haldeler. Şahsi görüşüm kitap ile ilgilenen daha çok insana ihtiyacımız olduğu yönünde ve bu sebeple bir okuyucu bookstagram topluluğuna hangi amaçla katılmış olursa olsun gözümde oldukça değerli.

Bookstagram’ın amacı nedir?
Bookstagram’ın belirli bir amaç güttüğünü söyleyemem. Okuduklarını paylaşmak, insanlara ulaşmak, yeni dostlar edinmek, fotoğraf kabiliyetinizi geliştirmek... bunların hepsi bir amacı bulunmayan bookstagram’ın size doğrudan kattığı şeyler. Ne olursa olsun bir amaç ile bu işe girişmeyin öncelikle. Yayıncılar size kitap göndersin diye bu işi yapmayın, bu işi istediğiniz için yapın. Nasılsa birileri harcadığınız emeği fark edecektir.

Nasıl iyi bir Bookstagram hesabı olurum?
Bu bana en çok sorulan soru diyebilirim. Kendim iyi bir bookstagram olduğumu iddia etmemekle birlikte yaptığım şeyi çok seviyorum ve bana kattığı mutluluk tek kelime ile; yetiyor. Elbette iyi ve geçimli bir bookstagram olmak oldukça kolay bir şey. En önemlisi içerik kalitesi, tutarlılığı, aktiflik ve hesabınız sınırlarında sağlayabildiğiniz huzur ortamı. Başka insanların huzurunu kaçırmayacak derecede özgürlük hakkınız var bu toplulukta. Hayatın her alanında geçerli bir kural olan şey burada da geçerli anlayacağınız. Şimdi bu bahsetmiş olduğum dört unsuru da açalım, her birine tek tek değinelim.

Nasıl daha iyi fotoğraflar çekerim, gerekli ekipmanlar neler?
İyi bir fotoğrafın kilit noktası benim için ışıklandırma. Güzel fotoğraflar çekmeniz için süslü ışıklandırmalara, profesyonel fotoğraf makinelerine yada fonlara ihtiyacınız yok. Elbette bu tip şeyler kaliteyi arttıracaktır ancak bir yerden başlamak için halletmeniz gereken ilk şey ışık olmalı. Bulabildiğiniz en nötr güneş ışığı sizin fotoğraflarınızı bin kat daha güzelleştirecek. Nötr ışıktan kastımız nedir peki? Ne çok sıcak ne de çok soğuk ışık. Örneğin güneşin tam tepede olduğu, her şeyi sapsarı ettiği öğle saati ya da güneşin battığı ve her şeyin soğuk renklere büründüğü akşam üstleri stabil bir görsel elde etmeyi zorlaştırır. Eğer sıcak fotoğraflar hoşunuza gidiyorsa öğle saatlerinde çekilmiş fotoğraflar istediğinizi elde etmenizi sağlayacaktır. Eğer soğuk fotoğraflar daha çok hoşunuza gidiyorsa güneş hemen battıktan sonra –daha geç değil çünkü ışık azaldıkça kaliteniz düşecek- çekilmiş fotoğraflar istediğiniz soğuk tonları verecektir. Eğer siz de benim gibi daha nötr kısmındaysanız, öğleden sonra iki-dört arası kış mevsiminde, dört-altı arası da yaz mevsiminde size en iyi sonucu verecektir. Asla unutmayın, en güzel fotoğraf ışığın doğal olduğu fotoğraftır. Diğer ekipmanlara gelirsek eğer, iyi bir kameranız olabilir ve bu konuda artık hepimizin büyük bir kolaylığı var. Akıllı telefonlar. Artık herkesin elinde oldukça güzel kamera özelliklerine sahip telefonlar var. Hem her zaman yanımızda olduklarından taşıma açısından pratikler, hem de görsellerinizin düzenlemesini halledebileceğiniz sayısız uygulama içeriyorlar. Ben bir fotoğraf makinası kullanıyorum, makinadan önce de kendi telefonumu kullanıyordum. Gelişen şey kesinlikle yeteneğiniz oluyor zaman içerisinde bu yüzden ışık dışında başka bir ekipmana başlamak için ihtiyacınız yok.

Işık uyumsuzlukları nasıl düzeltilir?
Bunları kolayca halledebileceğiniz birkaç yer var. Eğer bilgisayar size daha kolay geliyorsa ve photoshop bilginiz varsa benim senelerdir kullandığım Adobe Photoshop CS serisi işinizi görecektir. Şuan CS6 kullanıyorum ve siz kullanmayı en rahat bulduğunuz CS ile exposure-highlights-hue-curves-contrast gibi  basit noktalar ile oynayarak normalde çektiğiniz fotoğraflarla aynı renk tonuna sahip olmayan fotoğraflara kolayca müdahale edebilirsiniz. Eğer photoshop kullanıp bilgisayarınıza indirmek istemiyorsanız online uygulama olan PicMonkey ihtiyaçlarınızı aynı şekilde karşılayacaktır. Üstelik görselinizi kaydederken size kalite seçme fırsatı da tanıyor. Bunun yanında daha photoshop havası ile edit yapmak ama yine de bu işlemi online düzeyde tutmak isterseniz Pixlr Editor sizin için kusursuz bir uygulama olacaktır.
Ben hiçbir şekilde bilgisayar kullanamam, telefonumda olsun bitsin her şey diyenlerdenseniz size önereceğim üç uygulama var. Biri Picsart. Oldukça geniş, her türlü editleme uygulamasına sahip bir aplikasyon. Her türlü ihtiyacı karşılar, efekt bile sunar. Ücretsiz bir uygulamadır. Diğeri Pixlr. Aynı online uygulaması gibi daha profesyonel hissettiren, efektler açısından daha zengin ve ücretsiz bir uygulamadır bu da. Sonuncusu ise Afterlight. İki lira civarı bir ücreti var. Kullandığım, uzun süre bıkmadan kullandığım demeliyim hatta,  en güzel telefon uygulamalarından biri. Her açıdan işinizi görecektir.

Nasıl tema yapılır?
Burada temayı nasıl gördüğümüzü tartışmalıyız önce. Genel algının aksine ben temanın tek bir arka plan, belirlenmiş düzen olması gerektiğine inanmıyorum. Şey, en azından artık inanmıyorum diyelim heheh. Bende uzun bir süre arka planımı sabit tutup kitap ve çevresindekileri alternatiflerle değiştirerek kullanmıştım ancak artık böyle sabit bir görüntü bana doğru gelmiyor. Yine ağırlıklı olarak tercih ettiğim bir arka plan bulunuyor, klasik beyaz üzerine kitaplarım, mumlar, çiçekler, kalemler, defterler vb. Ancak son zamanlarda arka planlarıma yeni alternatifler ekledim ve sanırım bu daha belirgin bir tema duygusu yarattı bende. Kitaplığımın önünde çektiğim fotoğraflar, dışarıda çektiğim fotoğraflar, farklı dokular –girintili duvarlar, tuğla duvarlar, farklı kumaşlar ve inanın böyle ufak detaylar bile fotoğraflarınızda muazzam bir değişim yaratıyor-, aynı noktada farklı açılar bile bambaşka fotoğraflar yaratıyor. Yine belirteyim, bir temanız olması için sıfırdan bir şeyler almanıza asla gerek yok, evinizde kullanabileceğiniz sayısız şey var bunun için.
Temanın bir diğer önemli unsuru ise renkler, efektler, ışık tutarlılığı. Biraz üstte nasıl ışığı sabit tutabileceğinizi, nasıl fotoğraf istediğinize göre saat kaçta çekim yapabileceğinizi zaten söylemiştim. Şimdi bahsedeceğim şey daha farklı. Benim gözümde bir tema olması için arka plan ne kadar değişirse değişsin renk tonlarının eşit olması gereken tek şey. Elbette bunu uçurumlar kadar farkı olan arka planlarda yapamazsınız ama değişiklik ve yaratıcılık, bahsetmiş olduğum gibi her zaman iyidir. Fakat renkleriniz ne kadar tutarlı olursa profiliniz o kadar kusursuz görünür bence.
Hazır efekt kullanmak en mantıklısı geliyor bana. Oturup PSD yapmaya uğraşacak zamanım pek olmadığından Apple’ın kendisinde olan Solgun-Faded efektini kullanmayı seviyorum. Renkleri çok değiştirmese de harika bir ton etkiliyor. Size önermiş olduğum uygulamalardan birini kullanıp size hitap eden efekti çoktan ışık ayarları düzenlenmiş ve beğeneceğiniz şekilde çekilmiş fotoğraflarınıza ekleyin ve voila! Kusursuz fotoğraf kalitesi, gerçek bir tema, güzel içerik.

Arka planlarımda neler kullanabilirim?
Evde bulabildiğiniz her şeyi. Kitabın temasına uyacak ne varsa hemde. Kitabımız mutfak ile alakalıysa birkaç çatal kaşık, bir kesme tahtası... Mumlar, çiçekler, kalemler, vazolar, defterler, çizimler, takılar, battaniyeler, kupalar... Size sayısız şey söyleyebilirim burada. Her şey sizin yaratıcılığınız ile alakalı aslında. Tek bir yere bağlı kalmayın, salona geçin, koltukta bir fotoğraf çekin. Yemek masasını kullanın, tezgahınızın dokusu değişikse alın kitapları uslu uslu mutfağa gidin. Yeter ki ışığınıza ve efektinize uyacağına emin olduğunuz güzel fotoğraflar çekin. Asla tek bir çekim yapıp değişim yapmayın, aynı sahneden birkaç tane çekin. Eğer birinde sıkıntı varsa diğerlerinden biri sizi mutlaka kurtaracaktır.

Bookstagram huzuru, çalıntı resimler ve yorumlar, kavgalar?
Huzurunuzu sadece siz koruyabilirsiniz. Saçma sapan polemiklere katılmayın. Reklam için bile olsa yapmayın bunu. Çünkü kavganın hangi tarafında olursanız olun bir kısım sizden nefret edecek ve bu sizin eğlencenizi tam anlamıyla kaçıracak. Şu zamana kadar herhangi bir olaya dahil olmamaya özellikle özen göstermemin sebebi herkesle saygı çerçevesinde konuşabilmek istememdi kesinlikle. Siz de böyle olun. İnsanların hırs ve çekememezlik adına yaptıkları komik şeylere dahil olmak hem sizi, hem fotoğraflarınızı, hem takipçilerinizi hem de kitaplarınızı etkiler. Ne olursa olsun ne huzursuzluk sebebi olun ne de biri tarafından huzursuzluk sebebi olarak gösterilecek davranışlarda bulunun. Komik ve anlamsız şeyleri büyütmeyin, başkasının yorumları, başkasının fotoğrafları, hediyeleri kimseyi germesin. Aslında oldukça sık denk geldiğimiz şeyler bunlar.
Çalıntı fotoğraflara karşı bir çok insan fotoğraflarına küçük bir noktaya hesap isimlerini koymaya başladı aslında. Oldukça mantıklı bulup birkaç defa yeltenmiş bulunsam da asla fotoğraflarımdaki duruş beni tatmin etmedi ve bunu gerçekleştiremedim. Çalıntı yorumlar da fotoğraflar kadar üzücü. Onların tespitleri genellikle şans eseri oluyor ve büyük sıkıntılar yaratıyor. Bu durumun önünü almamız ne yazık ki imkânsız bir yerde. Asla kendi düşünceleriyle bir şeyler yapamayacak insanlar gözlerine kestirdikleri insanlara salça olmak zorunda hissediyorlar. Yapılacak en iyi şey sürekli dikkat etmek, bu tip bir durumla karşılaşsak bile karşı tarafı utandırmamaya özen göstererek durumu sonlandırmak.

Yaratıcılık?
Dünyanın en basit şeyi bu aslında. Bırakın zihniniz sizin yerinize tasarlasın. İlla ilk denemelerde olacak diye bir şey yok. En basit olarak, ben fotoğraf algısı ve gözü sıfır bir insanım aslında. Ancak zamanla ve bolca pratikle şuan olduğum yerdeyim ve bu beni fazlasıyla mutlu ediyor. Yaratıcı olun, fikir hırsızlarını kimse sevmez ama ilham almak fikir hırsızlığı değildir. Elinizden geldiğince özgün, aktif ve duru fotoğraflar çekin ve ruhunuzu bookstagram hesabınıza yansıtın.

Bu yazıyı bitirmeden önce sizlere sevdiğim hesaplardan bahsetmek istiyorum.
Türk bookstagram çok takip etmiyorum –utançla söylüyorum- genelde denk geldiğim insanlar oluyor. Yabancı bookstagramlar ile yurt dışında yaşanan kitap dinamiğine de şahit olmak beni memnun ediyor.
Yabancı olarak favorilerim, Ursula, Andie, Taylor, Sarah, Michelle, Viktoria, Emilie, Haya, Rebecca, Sammy, Fiderly ve Magda favorilerim diyebilirim. Her birinin ismine tıklayarak hesaplarına gidebilirsiniz.
Türk olarak takip ettiklerimde ise en sevdiklerim, Sena, Irmak, Ezgi diyebilirim.

Umarım bu yazının okuyan birilerine yardımı dokunur.
Sizi  seviyorum!

RELATED POSTS

2 yorum

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Okudum , okudum, okudum ve sonunda kendi adımı görünce yaaaa diye bir feryat kopardım :') Canımsın!

    YanıtlaSil